Türkiye’de Linç Kültürü: Mahkeme Yok, Yorumlar Var
Spot: Delil aranmadı, savunma dinlenmedi. Tweet atıldı, karar verildi.
Türkiye’de adalet sistemi uzun sürebilir. Ama sosyal medyada işler hızlı yürür. Bir ekran görüntüsü, yarım bir video, bağlamından koparılmış bir cümle…
Ve dava açılmıştır.
Hakim: herkes.
Savcı: timeline.
Karar: yorumlarda yazıyor.
Bir olay olur, henüz ne olduğu tam bilinmez. Ama bu küçük bir detaydır. Çünkü sosyal medya için bilgi değil, tepki önemlidir. Kim haklı, kim haksız sorusu sorulmaz. “Biz kime kızıyoruz?” sorusu yeterlidir.
İlk 10 dakika kritiktir.
Bu sürede:
- Suçlu bulunur
- Niyet okunur
- Geçmiş taranır
- Eski tweet’ler çıkarılır
Biri mutlaka “zaten belliydi” der. Nereden belli olduğu bilinmez ama bellidir işte.
İşin ironik tarafı şu:
Herkes linç kültürüne karşıdır.
Ama kimse linç etmeyi bırakmaz.
Çünkü linç etmek zahmetsizdir.
Araştırma yok, sorumluluk yok, bedel yok.
Bir tuşa basarsın, vicdan rahatlar.
Yanlış çıkarsa da klasik cümle hazırdır:
“Ben de herkes gibi düşündüm.”
Sosyal medya mahkemelerinde savunma hakkı yoktur. Açıklama yapmak durumu düzeltmez, aksine kötüleştirir. Çünkü özür “suçu kabul” sayılır, susmak “kabullenme”, konuşmak ise “pişkinlik”tir. Yani her hâlükârda yanlıştır.
Bir süre sonra gündem değişir. Linç edilen kişi geride kalır, linç edenler yeni hedefe geçer. Hasar kalıcıdır ama timeline temizdir. Çünkü internet unutmaz derler ama aslında çok çabuk unutur. Sadece yanlış kişilerin hayatlarını hatırlayarak.
📝 Yasadışı Notu:
Bu ülkede mahkemeler yavaş olabilir.
Ama linç her zaman hızlıdır.
Share this content:



Yorum gönder